ISSN: 1301-2193 E-ISSN: 1308-9846
  • Turkish Journal of
    Endocrinology and Metabolism

Relation of 18F-FDG PET/CT Positivity with Tumor Cytopathology, Galectin-3, PTEN, Ki-67 and NIS Expressions in Thyroid Nodules
Tiroid Nodüllerinde 18F-FDG PET/BT Tutulumu ile Tümör Sitopatolojisi, Galectin-3, PTEN, Ki-67 ve NIS Ekspresyonları Arasındaki İlişki
Received Date : 27 Apr 2018
Accepted Date : 05 Jul 2018
Doi: 10.25179/tjem.2018-61243 - Makale Dili: EN
Turk J Endocrinol Metab 2018;176-182
Bu makale, CC BY-NC-SA altında lisanslanmış açık erişim bir makaledir.
Objective: The expressions of certain molecular markers have been found to be related with 18F-FDG uptake in differentiated thyroid cancer. The goal of this study was to assess the relationship between NIS, galectin-3, PTEN, Ki-67 expressions and 18F-FDG positron emission tomography positivity in thyroid nodules. Material and Methods: Fifteen patients with 27 nodules who had incidental focal 18F-FDG uptake in thyroid and underwent total thyroidectomy were included. Immunohistochemical staining with galectin-3, NIS, PTEN, and Ki-67 were performed. Results: Among the 27 nodules, 19 nodules were diagnosed as papillary thyroid carcinoma. Malignant- positron emission tomography positive (n=13), malignant-positron emission tomography negative (n=6) and benign-positron emission tomography positive nodules (n=8) were classified as group A, B, and C, respectively. PTEN loss was frequent in the malignant nodules compared to the benign ones [19 (42.1%) vs. 1 (12.5%), p=0.01]. NIS positive staining was significantly frequent in older patients (p=0.019). Mean Ki-67 proliferation index, galectin-3, PTEN and NIS expressions were not different between the three groups. SUVmax values were not statistically different between the malignant and benign nodules with focal 18F-FDG uptake (7.7}5.4 vs. 7.0 }4.4, p=0.8). Conclusion: The FDG-positron emission tomography/computed tomography positivity was not associated with Galectin-3, NIS, Ki-67 and PTEN expressions. SUVmax values were not different in the malignant and benign nodules but the PTEN loss was frequent in malignant nodules. We suggest that the role of molecular markers in the development of differentiated thyroid cancer with 18F-FDG uptake should be investigated in further studies with a larger patient group.
Amaç: Diferansiye tiroid kanserinde bazı moleküler belirteçlerin ekspresyonu ile 18F-FDG tutulumunun ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bu çalışmada, tiroid nodüllerinde NIS, galectin-3, PTEN, Ki-67 ekspresyonları ile 18F-FDG pozitron emisyon tomografisi/ bilgisayarlı tomografide tutulum varlığı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Fokal 18F-FDG tutulumu olan ve total tiroidektomi uygulanan 15 hastanın 27 nodulu çalışmaya dahil edilmiştir. Galectin-3, NIS, PTEN ve Ki-67 immünohistokimyasal boyamaları değerlendirilmiştir. Bulgular: .Çalışmaya dahil edilen 27 nodülün 19’unda papiller tiroid kanseri saptanmıştır. Malign-pozitron emisyon tomografisi pozitif (n=13), malign-pozitron emisyon tomografisi negatif (n=6) ve benign-pozitron emisyon tomografisi pozitif nodüller (n=8) sırasıyla Grup A, B ve C olarak gruplandırılmıştır. PTEN kaybı, malign nodüllerde benign nodüllerle karşılaştırıldığında daha sık saptanmıştır [19 (%42,1) vs. 1 (%12,5), p=0,01]. NIS pozitif boyanma sıklığı yaşlı hastalarda anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p=0,019). Ortalama Ki-67 proliferasyon indeksi, galectin-3, PTEN ve NIS ekspesyonları açısından üç grup arasında anlamlı fark görülmemiştir. Fokal 18F-FDG tutulumu olan malign ve benign nodüller arasında SUXmax değerleri açısından anlamlı fark görülmemiştir (7,7}5,4 vs. 7,0}4,4, p=0,8). Sonuç: FDG-pozitron emisyon tomografisi/bilgisayarlı tomografi tutulumu ile galectin-3, NIS, Ki-67 and PTEN ekspresyonları arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Malign ve benign nodüller arasında SUVmax değerleri acısından fark saptanmamıştır. Malign nodüllerde PTEN kaybı sıklığı daha yüksek saptanmıştır. Moleküler belirteçlerin 18F-FDG tutulumunu gösteren diferansiye tiroid kanseri gelişimindeki rolü, yeni araştırmalarda daha geniş hasta grupları ile değerlendirilmelidir.